Sağlık Haberleri



Uzmanlardan ‘maydanoz suyu’ uyarısı

Uzman Diyetisyen Işın Sayın, maydanoz suyunun kilo verme diyetlerinde bilinçsizce kullanılmaması gerektiğini söyledi.
Uzman Diyetisyen Işın Sayın, vatandaşları böbrek taşı düşürmede ve çok kuvvetli bir idrar söktürmede kullandıkları maydanozu çok tüketmemeleri konusunda uyardı.
Sayın, güçlü bir idrar söktürücü olan maydanozun vücut için çok önemli olan suyu atarak insanların zayıfladığını zannetmesine sebep olduğunu söyledi.
Maydanozun faydaları hakkında bilgi veren Işın Sayın, suyun insan vücudu için hayati öneme sahip olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Vücudumuzun yüzde 60- 70’i sudur. Vücut suyu azaldığında; metabolizma alarma geçer, her damla suyu saklar. İdrarla atılamayacak şekilde, suyu depolamaya başlar. Bu bir savunma mekanizmasıdır. Sık idrara çıkaran etkenler, ödemi kronik hale getirir. Kilo vermek isterken tam tersi vücudumuz su tutmaya başlar. Ayrıca, maydanoz, çok sık idrara çıkarır. Sık idrara çıkmakla vücudumuz için vazgeçilmez olan mineralleri kaybederiz. Böbrek taşı düşürmede kullanılan, çok kuvvetli etkisi olan maydanoz; bilinçsizce kullanılmamalıdır. Maydanozu bol yediğinizde, idrarda asla halka halka yağ görmezsiniz.”
VÜCUDUN SU DENGESİNİ BOZMAYIN
Kontrolsüz bir şekilde maydanozun kullanılmaması gerektiğini ifade eden Diyetisyen Işın Sayın, şunları söyledi:
“Eğer gün içinde aşırı su boşaltan, çok sık idrara çıkaran besin tüketmezsek, ödem yapan besinleri almazsak ve 2 buçuk litre su içersek, vücut suyunu dengede tutabiliriz. Böylece kan dolaşımı ve tansiyon düzenlenir.”
Kandaki değerli besin ögeleri daha etkin biçimde taşınacağından beyinin beslenebileceğini anlatan Sayın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Maydanoz yediğimizde tüm vücutta detoks gerçekleşir, böbrek ve sindirim sistemi arınır. Karaciğer detoksla değil, yağ yakımı ile ilgilenebilir. Tüm bu nedenlerle vücuttaki su dengesi çok önemlidir. Maydanozu abartılı kullanmaktansa; ödeme neden olan faktörlerin üzerine gitmek daha doğrudur. Kontrolsüz maydanoz kullanımı sağlıklı değildir. Güvenli olan salatalara eklemek, yemeklerin üzerine azar azar süsleme amacıyla koymaktır.”
İHA


Sağlıklı Zayıflama İçin 10 Altın Kural ;

  • Altın kural 1: Her sabah uyanınca ilk iş 2 büyük bardak (minimum 400cc) oda sıcaklığında su içeceğiz.
  • Altın kural 2: Gün içinde en az 3 litre su bitirmiş olacağız. Suya isteğe göre taze limon suyuveya elma sirkesi ekleyebiliriz.
  • Altın kural 3: Yemeklerle birlikte kesinlikle su içmeyeceğiz. Yemeklerden yarım saat önce bırakacağız ve 1 saat sonra tekrar başlayacağız.
  • detoks sağlıklı beslenme sağlıklı yaşam arınma diyeti arınma ritüeli arınma teknikleri detoks detoks çorbası detoks diyet listesi detoks diyeti detoks nasıl yapılır detoks nedir detoks programı detox kan sayım wellness centerAltın kural 4: Her gün 3 poşet karbonat, 1 çay kaşığı Himalaya Tuzunu suya eritip içeceğiz. Her bir poşet karbonat (5gram) bir bardağa. Bir çay kaşığı tuz da yine başka bir bardağa konulacak. Zamanları bize kalmış. Yeter ki her gün alalım.
  • Altın kural 5: Zayıflama kurumuzu yaparken siyah çay, kahve, kola, alkol, gazlı içecekler, hazır kutu meyve suyu içmeyeceğiz. Bu çok önemli!
  • Altın kural 6: En büyük öğünümüzü sabah 11.00 ile öğleden sonra 4.00 arası yiyeceğiz.
  • Altın kural 7: Güneş batınca çorba dışında bir şey yemeyeceğiz. Sebze çorbası ve mercimek çorbası olabilir.
  • Altın kural 8: Zayıflama kurumuz suresince süt, peynir, yoğurt, yumurta ve tavuk tüketmeyeceğiz.
  • Altın kural 9: Ve ekmek…  11.00 – 16.00 dışındaki saatlerde ekmek yemeyeceğiz. Bu saatlerde de muhakkak kızartılmış ve beyaz ekmek dışındakiler tüketilecek.
  • Altın kural 10: Her gün açık havada en az 30 dakika yürüyeceğiz. Park, koru, deniz kenarı tercihimiz.
Not: Kaç kilo vermek istiyorsanız bunu 3 ile çarpın. Bu 10 kuralı tam olarak yaparak, o kadar gün sonunda sağlıklı bir şekilde vereceksiniz. Örneğin; üç kilo vermek istiyorsanız, dokuz gün uygulamalısınız.


Bel ağrısının sebebi romatizma olabilir

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Veli Çobankara, iltihaplı bel romatizmasının ilerlemesiyle omurgadaki diğer eklemler ve göz gibi organların da etkilendiğini söyledi.

Veli Çobankara, Denizli Belediyesi tarafından Çatalçeşme Oda Tiyatrosu'nda düzenlenen "Bel Ağrısı Deyip Geçmeyin" başlıklı seminerde yaptığı konuşmada, halk arasında iltihaplı bel romatizması olarak bilinen ankilozan spondilitin, esas olarak eklem ve omurgayı etkileyen kronik bir hastalık olduğunu belirtti.

Hastalığın ilerlemesiyle omurgadaki diğer eklemler ve göz gibi organların da etkilendiğini ifade eden Çobankara, şöyle konuştu:
"Hastalığın ilk evrelerinde teşhis konulduğu takdirde eklemler ve diğer organlar üzerindeki hasar önlenebilmektedir. Bunun için hastaların ilk olarak bir romatologa başvurmaları ve hastalıkları hakkında bilinçlenmeleri gerekmektedir. Hastalığın ileri aşamalarında halk arasında kamburluk olarak bilinen sırt ve boyun deformasyonu görülmekte, bazı hastalarda, omurlar arasındaki kemik oluşumu ve kaynaşma nedeniyle omurgada hareket kısıtlılığı ortaya çıkabilmektedir. Erken tanı ve tedavi, hareket kısıtlılığının önlenmesinde önemlidir. Ankilozan spondilit, kronik ve yaşam boyu süren bir hastalıktır, günümüzde ne yazık ki bu hastalığın yok olması diye bir şey söz konusu değildir."

Tedavideki amaçlarının gece ağrısı, sabah sertliği gibi önemli yakınmaları düzeltmek ve ağrıyı gidermekle birlikte hastalığın ilerleyici özelliğinden hastaları korumak olduğuna dikkati çeken Çobankara, son yıllarda yeni tedavi yöntemleri ile hastalıkta tedaviye bakışın değiştiğini, hastaların daha rahat bir hayat sürdürebildiklerini kaydetti.

Kaynak : Hürriyet 
10.06.2013



Öğle yemeğiniz bu olmasın 


Geliştirdiği "Karatay Diyeti" ile tanınan Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, tüketim zamanı ve miktarının meyveleri sağlıksız hale getirebildiğini ifade ederek, "Meyvelerin şekeri ve her türlü şeker, tatlı zehirlerdir. Hiçbir zaman aşırı şekilde, özellikle akşamları geç vakitlerde tüketilmemelidir" dedi. Karatay, ayrıca öğle yemeği yerine de kuruyemiş önerdi.

Karatay, meyve tüketiminin bilinçli olması gerektiğini söyledi. Meyve şekerinin, bebeklerde dahi karaciğerin yağlanmasının başlıca nedenlerinden biri olduğunu anlatan Karatay, sağlık sorunu olanların meyvelerdeki fruktoz miktarına dikkat etmesi gerektiğini belirtti.

SABAH BİR MUZ YENEBİLİR

Yaz mevsiminde bolca tüketilen kavun ve karpuzda fruktozun yüksek olduğuna dikkati çeken Prof.Dr. Karatay, şöyle devam etti:
"Meyvelerin tüketim miktarları, zamanları ve şekilleri, onları vücudumuz için sağlıklı veya sağlıksız hale getirebilir. Meyvelerin şekeri ve her türlü şeker, tatlı zehirlerdir. Hiçbir zaman aşırı şekilde, özellikle akşamları geç vakitlerde tüketilmemelidir. Örneğin gün boyunca başka tatlı ve şekerli yiyecek yememek koşuluyla sonbahar ve kış aylarında sabah kahvaltısında yenecek bir yerli muz, glisemik indeksi yüksek olmasına rağmen verdiği enerji gün içinde yakılabileceği için sağlıklıdır. Ancak aynı muz akşam yemeğinden sonra tüketilirse ve ardından yatılırsa yağ olarak depolanacağı için sağlıksızdır."

"ÖĞLEN YEMEĞİ YERİNE KURU YEMİŞ"

Meyvelerin lifleriyle tüketilmesi önerisinde bulunan Karatay, şu bilgileri verdi:
"Öğlen yemeği yerine ceviz içi, badem, fındık, fıstık gibi kuru yemişlerle birlikte mevsiminde tüketilecek bir adet portakal veya iki adet mandalina, lifiyle yendiğinde vücut için sağlıklıdır. Ancak 2-3 portakal veya 4-5 mandalina sıkılıp suyu içildiğinde glisemik yükü arttığı ve liflerinden arındırılıdığı için hızla kana karışıp kan şekerini ve insülini aniden yükseltir. İki üç saat sonra da aniden düşmesine sebep olur, işte bu durum sağlıksızdır."

Kaynak : Hürriyet
04.06.2013

Sağlık için günde 10 bin adım

ABD Georgetown Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harry Preuss, kilo ile mücadele eden insanlara günde 10 bin adım atmalarını önerdi.




 düzenlenen Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kongresine katılan Preuss, obezitenin dünyada her geçen gün önemi artan bir sorun haline geldiğini, önlem alınmadığı takdirde gelecekte büyük sorunlara neden olabileceğini belirtti.

Obezite ile mücadelede en önemli konunun egzersiz ve dengeli beslenme olduğuna işaret eden Preuss, kilolarından kurtulmak isteyenlerin diyet programlarına başvurduklarını ancak yanlış programlar nedeniyle bazılarının kilo veremediklerini anlattı.

YAĞDAN KAÇAN KARBONHİDRATA GİDİYOR

İnsanların yağdan uzak durarak kendileri için doğru bir şey yaptıklarına inandıklarını ama sadece bunu yapmanın doğru bir karar olmadığını vurgulayan Preuss, "İnsanlar yağdan uzak durdukları zaman karbonhidrata ve şekere yönelebiliyor. Yağdan uzak durmak ancak karbonhidrat ile şekere yönelmek yanlış bir tutum" dedi.

VERDİĞİNİZ KİLO MU KAS MI

Bazı insanların tartıya çıktıklarında kilolarının düştüğünü gördüklerini ve kilo verdiklerini düşündüklerini dile getiren Preuss, yağ mı yoksa kas kütlesini mi kaybedildiğinin iyi algılanması gerektiğini vurguladı. Kilo vermeye çalışan bazı insanların yanlış beslenmeden dolayı kas kütlelerini kaybettiğini, bunun da kilo kaybı gibi algılandığını dile getiren Preuss, "Önemli olan ne kadar kilo değil, ne kadar yağ kaybettiğinizdir. Kilo kaybederken kas kütlenizi kaybediyorsanız, bu anlamlı değildir" diye konuştu.

Aşırı kilolu insanların yüksek şekerli ve karbonhidratlı gıdalara dikkat etmeleri gerektiğini belirten Preuss, kan akımına çabuk karışan ve kan şekerini aşırı derecede yükseltebilen gıdaların tehlikeli olduğuna dikkati çekti.
YÜRÜYÜŞ YAPMAK YAŞAM TARZI HALİNE GETİRİLMELİ

Prof. Dr. Preuss, kilo ile mücadele eden insanların az yemek yemeleri, lifli gıdalar tüketmeleri ve egzersiz yapmaları gerektiğini söyledi. Sporun her yaş grubunda yapılması gerektiğini vurgulayan Preuss, kendisinin günde 17 bin adım yürüdüğünü kaydetti. Üzerinde pedometre taşıdığını anlatan Preuss, "Gün içinde hiç egzersiz yapamazsam yürüyorum. Günde 17 bin adım atmaya çalışıyorum. Bazen üniversitede oturarak çalışmam gerektiğinde 17 bin adımı tamamlamak için bahçeye çıkıp yürüyorum. Kilo ile mücadele eden insanlara günde en az 10 bin adım, yani 8 kilometre civarında adım atmalarını öneriyorum. Bunu yaşam tarzı haline getirmeleri gerekiyor" diye konuştu.

Kilo sorunu yaşayanların diyet ve egzersizin yanı sıra karbonhidrat bloke edici doğal besin destekleri de alabileceklerini ifade eden Preuss, besin desteği alırken sentetik madde içermeyen, tamamen bitkisel içerikli olmasına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
"TÜRK MUTFAĞI DENGELİ BESLENMEDE İDEAL"


Preuss, Amerika'da obezite sorunu bulunan oldukça fazla insan olduğunu, Türkiye'de ise yoğun obezite sorunu görmediğini belirterek, "Türkiye'de insanlar yemeklerin yanında mezelerden, salatalardan, yani lifli yiyeceklerden de tüketiyor. Bu açıdan baktığımızda dengeli beslenme konusunda Türk mutfağının yararlı olduğunu söyleyebilirim" dedi.
Dünyada bir yanda obezite ile mücadele edilirken bir tarafta da sıfır beden algısının popüler olduğuna işaret eden Preuss, vücudun alması gereken bir yağ oranı bulunduğunu, bu nedenle insanların kilo kaybetme konusu çok fazla abartmamaları gerektiğini vurguladı.

Kaynak : Hürriyet
03.06.2013

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder